18 Mayıs 2022 Çarşamba

Nothing Comes From Nothing

 


Hiçlik.

“Var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun.” Daha genç yaşlarımda şeyh-i ekber deyü konumlandırmıştım yukarıdaki sözün müellifini. İbn Arabi. Melami meşrep bir hikmet aşığı. 


Biz hiçten bahsedince yadımıza yalnız boşluk düşer. Boş olmayı, boşta kalmayı, boşa düşmeyi hiçlik biliriz. Hakikat öyle mi? Bir şey hiçse ona şey demek mi ilim? Bu kadar mıdır hatrı hakikatin?


Ne boşluk hiçtir, ne boşa düşen, ne boş olan, ne de boşta olan. Bilakis hiç hiçtir. Parmenides’in deyimiyle “hiçlik, hiçlikten gelir”. Böyledir de. 


Klasik mantıkta varlığın mertebeleri şöyledir:

Vücud-u Ayni (Varlığın bizzat kendisi)

Vücud-u Zihni (Varlığın zihindeki karşılığı)

Vücud-u Hatti (Varlığın yazıdaki karşılığı)

Vücud-u Lafzi ( Varlığın dildeki karşılığı) 


Bir şeye bu bir hiçtir dediğimizde onun varlığına nispette bulunuruz. Bir şeyin hiç olması için varlığa ilişkin hiçbir alamet-i farikanın bulunmaması gerekir. Ne dilde, ne sözde, ne zihinde, ne de zatında. Bir şey ancak zatı itibariyle hiç olabilir. 


Varlıkla dolup taşan yüreklerden kopan hiçlik çağrısına mı kulak vereceğiz? 


Eğer ölüm bir hiçlikse ve Sokrat doğru söylüyorsa karşımıza şöyle bir tablo çıkacaktır:

Ölüm mutlak bir hakikattir. 

Ölüm bir hiçliktir. 

Hiçlik hakikattir. 

Ve tüm bu bağlamda felsefeyi ölüme hazırlık olarak görür Sokrates. 


Karşımızda çırçıplak duran bir hakikat var o da ölüm. İnsanoğlu hakikate ulaşsa bile ona maruz kalmaktan korkar. Aronofsky’nin “Pi”(1998) filmini hatırlayın. Matematiğin cennetinde uçarken kanatları yanan bir İkarus’tur Max Cohen. Onun ağrıdan çatlayan başının müsebbibi hakikatın ağırlığıydı. Hakikatin yanan ormanlarının üzerinden uçarım sanmıştı yanıldı. 


Hollandalı filozof ve tarihçi Johan Huizinga  20. Yüzyıl felsefi düşüncesine en büyük katkılardan birisi olan “Homo Ludens”i yazdı. Homo Sapiens’in ikiz kardeşi. Homo Faber’in karşıtı belki de. Düşünen ve eyleyen insanın karşısına oyun oynayan insanı oturttu. 

Hakikatin(ölümün) çıplaklığına katlanamayan insanın kendisine bir amentü geliştirmesi kaçınılmazdı elbette. Bir sanat icra etmemesi…


İmdi durup düşünmeli.

Sessizce. 

Biz söz açtıkça var olan hiçliği. 

Hakikati, hakikaten. 

Hapı Yutanlar: Prozium

  ‘Rüyalarımı serdim ayaklarının altına, usulca bas, zira bastığın rüyalarımdır’           William Butler Yeats   İnsanlar ikiye ayrıl...