Hakikat öyledir ki o kendisine bakıldığını anladıkça değişir ve dönüşür. Hakikat ki onun devinimi asla bitmez. Hakikat odur ki buldum dediğinde kaybettiğindir. Şehirde en bildik köşelerde kovaladığın; konuştukça sustuğun; göründükçe görünmeyen sevgilidir. Kimliğini de kişiliğini de uğruna kurban etmek için sabırsızlandığın, kendinden geçtiğin, cenab-ı hakk’ın alışılagelmedik izdüşümüdür.
“Yoluna cânum revân itsem gere cânâ didüm.
Yüzüme bin hışım ile bakdı did cânun mı var?” (Zâtî)
Mahcup yürüyerek, şehre rağmen şehrin adına yürüyerek, ürkek bakışlarımızı edeben doğrudan çeviremediğimiz sevgili. Bilgiçlerin sırça köşklerinden kaçan ve fakat tarumar yüreklerimize bir lahza olsun esenlik getiren sevgili. Ardından koşamayan biçarelerin dahi onulmaz yaralarını saran merhametli sevgili.
“Bir nefes dîdâr içün bin cân fedâ itsem n’ola?
Nice demlerdür esir-i iştiyâkıdur gönül” (Nef’î)
Gönlümüz o yarin esiridir sonra o yarin kabesi hatta. Sen kendi kabenin etrafında değil yedi kere bir kere olsun dönmeyi, dönerken titrek türküler yakmayı göze alabildin mi? Görmek için gözler; duymak için kulaklar; dokunmak için eller; düşünmek için dimağ, o yari ve yalnız o yari bilmek içindir. Aldığımız nefesimizin, nefsimizin kurban olacağı başka nemiz var. Musa’nın feryadıyla sesleniyoruz, ancak yine de feryadımız sessiz yine de feryadımız içli. azze ve celle bize o yari bellet.
“Bakıyorlar ama görmüyorlar” demişti Ian Eva’ya bakarak. Jakimowski “Imagine”da(2012) görünenin ve hatta görünmeyenin ötesine ulaşmanın yollarını göstermişti bizlere. Matematiğin, dikeyin ve yatayın yani kartezyenin dünyasından çıkabilmek için Cebrail’le yol sürmeyi…yani muhayyileyi. İnsanoğlunun kanatlarını yeniden insanoğluna hatırlatmıştı. belki bir an olsun bizi o yar ile göz göze getirmeyi düşünmüştü, sesini duymadığımız, yüzünü görmediğimiz o yari düşlemeyi, yalnız düşlemeyi. hesapsız kavuşmayı.
“Arz-ı hâl etmeye câna seni tenhâ bulamam,
Seni tenhâ bulacak kendimi aslâ bulamam” (Ulvî)
Çölleri yeşerten yarin kapısında beklemek. O yarin, o sultanın peşinden gitmek kolay mı? bastığı yerde bitmek, arz-ı hal etmek; göğe bakarak yürürken düştüğümüzü anlatmaya yüz bulmak kolay mı?
kelimelerin ardına gizlenmekte mahir sevgili, günahlarımızı çıkartmak için beklemekteyiz. yalnız ve yalnız sana söyleyeceklerimiz var, yalnız ve yalnız senin duyacakların var ve yalnızca ve yalnızca senden duyacaklarımız var.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder