Sfenks şehre yaklaşanlara soru sorardı. Sfenks beni işgal etti, yalnız ve biçare beni. Kaç kez öldüğümü elinden hatırlamam. Sorularla değil, cevaplarla tüketiyor kendini insanoğlu.
Where are the questions?
Çağdaş insan hazır-cevap. Ona cevaplar öğretilir evvela. Sonra Sfenks. Sonra ölüm. Sonra ve sonra…dibine ışık vermeyen muma lanet olsun. İçimde koca bir şehrin soruları var. Cevapsızım. Arkada kalanım. Cevapsız ve yalnız. Ne kananım ne kandırılan. Ne Mefisto’yum ne de Faust.
Hayvanlar çiftleşir, insanlar birleşir diyor Meriç. Ben hep dışarıdayım. Gemide de değilim, kuyuda da değilim. Hakikat dışında bir yâr bellemedim. Hakikatın hatırını kişinin hatırının önüne getirdiğim için nasipsizim.
İsa bana ikram etmedi etinden ve kanından.
Bir kuytu köşede soframı kuracak Yunus yok. Hoş, fevkalede iştihasızım.
Deha diyor Goethe: ereğine uygun olarak geçmişin ve şimdinin tüm birikimini başarıyla kullanabilmektir, hülasa. Geçmişin tüm dehaları ereğime amade. Yalnız, yalnızlığımın bir ereği yok. Yok hiçbir kadim söz kendime derman kılacağım. Sfenks’le boğuşuyorum. Babam bir usta değildi, kanatlarım tez yandı.
“Başlangıçta söz vardı.” Diyor Yuhanna. Hayır. Önce sorular vardı. İnsan bu yüzden eyleme geçti, bu yüzden anlam tayin etti varlığa. Tanrı soru sorsun diye Homer’i yarattı, Homer’de onu. Ve Sokrat dağıttı yaratılan ne varsa. Sokrat’ın kılıcı sorularıydı.
Sfenks sorularına cevap veremeyen yabancıları öldürürdü. Sokrat’tan daha medeniydi belkide. Sokrat cevapsız kaldığında ruhlarını yakardı halkın.
Kendimin cehennemindeyim. Kafamın içinde.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder